NESLİ TÜKENEN HAYVANLAR BİLİM İNSANLARINCA GERİ DÖNEBİLİR Mİ? (BÖLÜM 1)

Dünyada binlerce yıl önce bazı hayvanların nesli tükendi. Bunun nedeni, bazen iklim faktörlerinin dramatik değişikliği oldu; bazen ise insan müdahalesi… Peki nesli tükenen hayvanları geri döndürmek mümkün mü? Bilim insanları, özellikle biyoteknoloji ile bazı hayvanları yeniden geri döndürmenin mümkün olduğunu söylüyor.


PİRENE DAĞ KEÇİSİ




Avrupa dağlarında yaşayan ancak çok az insanın bildiği bir tür olan pirene dağ keçisi oldukça sosyal bir hayvan olarak biliyordu. Bu keçiler, nesli tükenmeden önce yavrularıyla birlikte erkek ve dişi gruplar halinde beraber yaşardı. Pirene dağ keçisini diğer geyik familyasından ayıran bir özellik de keçilerin hem erkeklerinde hem de dişilerinde boynuz bulunmasıydı. Sadece birkaç dakika sürmesine rağmen başarıyla hayata döndürülen soyu tükenmiş tek hayvan unvanına sahip olan keçilerin, 2 defa neslinin tükendiğini söylemek mümkün. Bilim insanları, pirene dağ keçisinin donmuş hücrelerini bir buzağıyı klonlamak için kullandı.

Doğum sağlıklı bir şekilde gerçekleşse de yavru akciğer kusurları nedeniyle hayata gözlerini yumdu. Bilim insanları, bu güzel boynuzlu hayvanları geri döndürmek için yeni yöntemler peşinde…


RHEOBATRACBUS KURBAĞASI


Avustralya’da yaşayan Rheobatrachus Silus türü kurbağaların çok ilginç bir üreme sistemleri vardı. Bu kurbağalar, midede üreyebiliyordu. Nasıl mı? Dişi Rheobatrachus’lar, döllendikten sonra kendi yumurtalarını yutardı. Ama bu hareketi yumurtalarla beslenmek için değil, yumurtaları korumak için yaparlardı. Anne kurbağalar, bu 6 haftalık üreme mevsiminde yemeyi ve içmeyi keserdi. Bu sayede mideleri sadece yavrularına tahsis edilmiş olurdu. Ancak uzun yıllar önce bu kurbağaların nesli tükendi.

Bazı bilim insanları, Rheobatrachus’ların bu olağanüstü üreme yönteminin çok etkileyici olduğunu ve evrim teorisini çok açık bir biçimde geçersiz kıldığını düşünüyordu; onlara göre bu üreme sistemi, tamamen “indirgenemez komplekslik” özelliğine sahipti. Bilim insanları, Rheobatracbus’ları geri döndürmek için önemli bir adım attı.

Bilim insanları, midede üreyen kurbağaların yaşama dönmesi için ilk olarak, donmuş örneklerden kurbağaların DNA’sını aldı. Daha sonra, midede üreyen kurbağaların akrabası olan Mixophyes fasciolatus türünün yumurtaları alındı ve yumurtalardaki DNA, morötesi ışınlar kullanılarak etkisiz hale getirildi. Ardından, midede üreyen kurbağanın DNA’sı, ev sahipliği yapacak yumurtalara nakledildi. Yumurtaların içine nakledilen hücreler, bölünmeye başladı. Embriyolar hücre bölünmesi yaşasa da ne yazık ki yumurtalar yaşayamadı. Ama hücre bölünmesinin yaşanması bile, deneyin başarıya ulaştığını gösterdi. Sonuç olarak klonlama, nesli tükenen canlılar için ilk kez kullanıldı ve başarılı oldu.


DODO KUŞU




Dodo, uçamayan ve 1 metre boyunda olan, Mauritius Adası’nda keşfedilen bir kuş türü…
Dodo, keşfedilmeden önce adada yüzlerce yıl yaşamıştı ve izolasyonu onu insanlardan ve diğer hayvanlardan korkusuz hale getirmişti. 17. yüzyılda insanların av etkinlikleri ve Hint Okyanusu’nu keşfeden denizcilerin adaya getirdiği kedi ve köpekler sonucu Dodo kuşunun nesli tükendi.

Bilim insanları, Dodo kuşunun korunmuş DNA’sına ulaştı ve bu DNA’yı uzun yıllar boyunca analiz etti. Sonunda ilk defa kuşun tüm genomunu sıralayabilen bilim insanları, Dodo kuşunu geri döndürmek için çalışmalarını sürdürüyor.


HAZAR KAPLANI


Hazar kaplanları bir zamanlar, günümüz Türkiye'sinden Çin'e kadar tüm Orta Asya'da dolaşıyordu. Ancak 1900'lerin ilk yarısında, avlanma ve zehirlenme alt türleri yok etti. Ülkeler, tarım projeleri, pamuk ve diğer mahsulleri yetiştirmek için kaplanın bataklık arazisini kuruttu. Kaybolan habitatlar ve besin kaynakları, Hazar kaplanını 1950'lerde haritadan sildi.

Bilim insanlarının Hazar kaplanlarını yeniden dünyaya getirmek için iki motivasyonu bulunuyor. İlk olarak, bazı tarım programları terk edilmesi sonucunda doğal yaşam alanları restore edildi. İkincisi, 2009'da bilim insanları Sibirya kaplanının, soyu tükenmiş Hazar kaplanının yakın akrabası olduğunu keşfetti.

Hazar kaplanının DNA'sının büyük bir kısmı Sibirya alt türlerinde yaşıyor. Sibirya alt türlerinin genomlarıyla hazar kaplanları yeniden dünyaya gelebilir mi? Bilim insanları nesli tükenen türü geri döndürmek için çalışmalarını sürdürüyor.


DİNOZOR




Jurassic Park'ı ilham alan projenin ekibinde bulunan, ünlü Paleontolojist Dr. Alan Grant, 5-10 yıl içerisinde dinozorların yeniden varoluşlarını düzenleyebilecekleri bir genetik araştırmaya öncülük ettiğini ifade ederken, "Prehistorik dönemdeki yaratıkları yeniden hayata geçirme ihtimali, o yaratıkların antik DNA'larından geçiyor. DNA bozulmasında daha fazla çalışma yaptıkça ters evrimi gerçekleştirme ihtimalimiz artıyor." dedi.

bunlar da ilginizi çekebilir

ANTİK ÇAĞ HAYVAN TÜRLERİ

ANTİK ÇAĞ HAYVAN TÜRLERİ

Günümüzde dünya üzerinde yedi milyondan fazla farklı türde hayvan yaşamaktadır. Bu tür çeşitliliği milyonlarca yılın sonucu ortaya çıkmıştı. Süreç içinde bazı canlı türleri yok olurken bazıları ise evrimleşti ve yeni canlı türlerini oluşturmuştu.
BU İCATLAR DOĞADAN İLHAM ALINARAK ÇIKTI!

BU İCATLAR DOĞADAN İLHAM ALINARAK ÇIKTI!

Biyomimetik; doğanın iyi fikirlerini, insan kullanımına uyarlamayı hedefleyen bir bilimdir.
ARILARI NE KADAR TANIYORSUNUZ?

ARILARI NE KADAR TANIYORSUNUZ?

Arılar doğanın küçük, ama önemli canlıları arasındadır. Yeşil bir gezegen için toprak, su ve güneş kadar arıların da rolü büyük. Arılar ile ilgili bilinen en genel bilgi polenleri taşıyarak bitkilerin tozlaşmasına katkı sağlamasıdır. Peki arıların gezegenimize ve insanlara katkısı sadece bu kadar mı?